1 Mayıs 2008 Perşembe

ORUCUN İNCELİĞİ

Çekilen acılar ve hasretlikt hissi insanın yüreğini inceltir, onu olgunlaştırır. Çocukluğun şımarıklığından kurtulmasını ve halden anlamasını sağlar.

Bunun gibi kişi şahsi amaçları doğrultusunda hırsla değil de ulvi bir amaç için acılara göğüs gererse olgunlaşıp ağırlaşır. Aynı acıları çeken herkesin dostu ve sevgilisi olur. Bunu rahat yaşayıp acı tasa nedir bilmeyen kimselerin bilmesine ve ciddiye almasına imkan yoktur.

Bir ramazan ayında yorgun olarak eve gelip iftarımı bir su içip yemek yemeden uyuduğumu hatırlıyorum. Uyandığımda ise güneş doğmuştu. Ben önceki gece oruç bugün için oruç tutmaya niyetli olduğumdan sahur yapmış gibi oruca devam ettim. Sizin de tahmin ettiğiniz gibi 40 saate yakın aç ve susuz kalmak beni epey bir zorlamıştı. O akşam açlığı ve suszluğu unutmak için yollara çıkıp yürümek istedim biraz hava almak... Cebimde ne istersem yiyebileceğim kadar para vardı. Fakat ben lokantaların önünden geçerken sadece uzaktan bakıyordum ve yutkunuyordum. O an aklıma bazı zor durumdaki kardeşlerim geldi. Yanlarına gittim ve onlara çok ısarar ettim iftarı benimle açmaları için sonunda kabul ettiler ve 8 kişi ile birlikte lokantaya gittik. Hep birlikte iştahla iftar açtık. Hayatımdaki en güzel anlardan birisi buydu belki de. En kötü gün mü? Bu aç kaldığım gün değildi çünkü o gün bunu Allah için yapmış ve içimdeki bütün kötülüklerin yandığını, piştiğimi hissediyordum. Demiştim ki “evet ben insan oluyorum işte şimdi, yüreğim erimeye başladı, meğersem ne taşmış”. Ve elimde olmadan Allah’a yakınlaşıyor içimde aşk hali meydana geliyordu. Anladım ki o an tok ve kendini beğenmiş bir insanın yürekten sevebilmesi mümkün değil. Önce kibirden kurtuluyor insan, sonra da çaresizlik ve iç acısıyla büyüyor aşk.

ORUCUN VUCUDA OLAN BÜYÜK FAYDALARI

Mide ve karaciğer adeta Ramazan ayını beklemekte neredeyse 24 saat boyunca çalışmaktan ötürü yıpranmaktadır. Oruç tutmaya başlandığında ise bayram yaparak kendileri için gerekli yeniden yapılanmayı rahatça yapar hale gelirler ve dinlenirler. Normal sıhhatli insanlar,oruç tutarken karaciğere sindirim neticesinde düşen iş azalacağından, karaciğerde zehirsizleştirme hadisesine daha fazla imkan hasıl olmuş olur. Vücut, şahıs oruçlu iken maddi olarak ta temizlenmiş olur.

Peygamber efendimiz orucu bedenin zekatı olarak anlatmıştır. Zekat temizlenmek manasında kullanılır. Bir şeyin fazlasının giderek bereketinin artması ziyadeleşmesi gibi anlamları vardır.

Oruç adeta bıçaksız ameliyattır ve pek çok hastalığın tedavisi için doktorlar belki de orucu bilmeden onu tavsiye ederler.

Oruçlunun kalbi günde 15000 defa daha az atarak dinlenir güç toplar. Kalbin direnci artar.

İftar ve sahur da ölçülü yemek yemek vücudun fazla yağlarından kurtulmasına sebep verir. Böylece şişmanlığı engeller. Şişmenlık ise asrın en büyük hastalıklarındandır ve yüzlerce hastalığa kapı açar.

Hz Aişe RA diyor ki;

- “Allah’ın Resulü üç gün peş peşe karnını doyurmamışlardır. İsteseydi doyururdu. Lakin o, yoksulları doyurup kendisi aç kalmayı tercih ederdi ”

Ebu Kerime RA. şöyle rivayet etmiştir ;

- “ Peygamberden işittim. Buyurdu ki : “Ademoğlu karnından daha fena bir kap doldurmamıştır. Belini doğrultacak bir kaç lokma nesine yetmez. Behemahal fazla yemek mecburiyetinde ise, karnnın üçte birini üçte birini içeceği suya ve üçte birini nefese ayırmalıdır”

Peygamber efendimiz günde iki sefer yemek yerdi ve sofradan mutlaka doymadan kalkardı.

“ Yiyiniz içiniz fakat israf etmeyiniz. Çünkü allah israf edenleri sevmez “ ( Araf 31 ) ayetinde israfın gerçek manası gereğinden fazla yiyerek hem bedenine hem ruhuna kısa süreli az bir zevk için eziyet vermek, bütün hayatını kötüleştirmek manasında da algılanması daha yerinde olabilir.

Çok yemek aynı zamanda bedeni aklı uyuşturur, yemekten sonra insanın üzerine bir yorgunluk ve uyku hali çöker. Çünkü kanın çoğu çok çalışmak zorunda bırakılan sindirim sistemine aktarılmaya başlar ve beyne giden kan azalır. Bu da düşünmede zorluk ve ağırlık yaratır. Aynı zamanda karnı tok olanın kalbinde ki incelik azalır, ruhundaki aydınlık ve maneviyat perdelenir.

Neüice olarak dinimizce emredilen oruç, asrımızda artan damar sertliği ve arkasından gelen yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, damar tıkanmaları ve böbrek hastalıkları için son derece önemli bir sağlık azanma egzersizidir.

Fakat oruç sadece yemeyip içmemek demek değildir. “ peygamberimiz yalancılık veya gıybet yapanların boşuna oruç tutmamalarını söylemiştir. İbadetlerin asıl faydası maneviyatadır. Bunlar öyle hazinelerdir ki kişiyi hasta bile etse ibadet yapılmalıdır. Fakat ibadet emrinide veren, vucududa yaratan Allah olduğu için ikisini birbirine uyumlu ve faydalı kılmıştır.

Pek çok kişi vardır ki Ramazanı fırsat bilerek sigarayı bırakmışlardır. Ülkemizde bile pek çok içki bağımlısı insan Ramazan ayının kutsallığı hatrına bu ayda içki ve fuzuli eğlenceyi terkederler. Batıda bu kadar süre bile olsa içkiyi bıraktırabilmek için klinik tedavileri uygulanmaktadır. Pek çok müslümana sorulduğunda içki içmemesinin sebebini dinimizde haram kılındığı için olduğunu söyleceklerdir. Din ve inanç; ilaçlardan, kılıçlardan, ordulardan daha kuvvetlidir. Çünkü gücünü insanın yüreğine büyük harflerle yazılmış olan Allah’tan alır. Hiç bir güç içki içen bir topluma içkiyi bıraktıramazdı ne hapis ne ölüm, insanlar imkan buldukça gizli gizli içerlerdi ki nitekim tarihte örnekleri vardır.

Hiç yorum yok: